Loading...
Giriş Yap Hesap Oluştur ÜCRETSİZ İLAN VER

Çağrı Merkezi / (0312) 252 14 15

İmar kirliliğine neden olma suçu TCK 184

Anasayfa Yazılar İmar kirliliğine neden olma suçu TCK 184
Sevdiklerinizle Paylaşın

İmar kirliliğine neden olma suçu TCK 184

 Türk Ceza Kanunu Madde 184 ( TCK Md. 184 ) İmar Kirliliğine Neden Olma Suçu

(1) Yapı ruhsatiyesi alınmadan veya ruhsata aykırı olarak bina yapan veya yaptıran kişi, bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) Yapı ruhsatiyesi olmadan başlatılan inşaatlar dolayısıyla kurulan şantiyelere elektrik, su veya telefon bağlantısı yapılmasına müsaade eden kişi, yukarıdaki fıkra hükmüne göre cezalandırılır.

(3) Yapı kullanma izni alınmamış binalarda herhangi bir sınai faaliyetin icrasına müsaade eden kişi iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(4) Üçüncü fıkra hariç, bu madde hükümleri ancak belediye sınırları içinde veya özel imar rejimine tabi yerlerde uygulanır.

(5) Kişinin, ruhsatsız ya da ruhsata aykırı olarak yaptığı veya yaptırdığı binayı imar planına ve ruhsatına uygun hale getirmesi halinde, bir ve ikinci fıkra hükümleri gereğince kamu davası açılmaz, açılmış olan kamu davası düşer, mahkum olunan ceza bütün sonuçlarıyla ortadan kalkar.

(6) İkinci ve üçüncü fıkra hükümleri, 12 Ekim 2004 tarihinden önce yapılmış yapılarla ilgili olarak uygulanmaz (TCK. Md. 184).

 

I.Genel Olarak

 

Madde gerekçesi şöyledir:

 

Madde metninde imar mevzuatında belirlenen usul ve koşullara aykırı olarak inşa faaliyetinde bulunmak, suç olarak tanımlanmıştır.

Birinci fıkradaki suç, yapı ruhsatı alınmadan veya ruhsata aykırı olarak bina yapmak veya yaptırmakla oluşur. Böylece, sadece binayı inşa eden yüklenici, taşeron, usta ve kalfa değil; inşaatın sahibi de, bu suçtan dolayı fail olarak sorumlu tutulacaktır. Ayrıca, bu tür inşai faaliyetlere kontrol ve denetim hizmeti veren teknik kişiler de bu suçtan dolayı fail sıfatıyla cezalandırılacaktır.

 

İkinci fıkrada; yapı ruhsatı alınmadan başlatılan inşaatlar dolayısıyla kurulan şantiyelere elektrik, su veya telefon bağlantısı yapılması ya da bu hizmetlerden yararlanılmasına izin verilmesi, ayrı bir suç olarak tanımlanmıştır.

 

Üçüncü fıkrada ise, yapı ruhsatına dayalı olarak yapılmış olsun veya olmasın, yapı kullanma izni alınmamış binalara elektrik, su, telefon veya gaz bağlantısı yapılması veya bu hizmetlerden yararlanılmasına izin verilmesi, ayrı bir suç olarak tanımlanmıştır (Bu fıkra kabul edilmemiştir).

 

Dördüncü fıkraya göre, yapı kullanma izni alınmamış binalarda herhangi bir sınai veya ticari faaliyetin icrasına izin verilmesi, ayrı bir suç oluşturmaktadır.

 

Beşinci fıkrada bu madde hükümlerinin uygulanma alanı ile ilgili sınırlama getirilmiştir. Bu madde hükümleri ancak belediye sınırları içinde veya özel rejime bağlı yerlerde uygulanabilecektir. Örneğin, organize sanayi bölgeleri, özel imar rejimine tabi bölge niteliği taşımaktadır. Ancak, sınai ürünlerin üretiminin yapıldığı tesisler açısından bu sınırlama kabul edilmemiştir. Bu bakımdan, köy sınırları içinde inşa edilen, sınai ürünlerin üretiminin yapıldığı tesisler açısından da bu madde hükümleri uygulanabilecektir.

II.Md. 184’ün Zaman Bakımından Uygulanma Alanı

 

Bu maddeye, 29.6.2005 tarih ve 5377 sayılı Kanunun 21. Maddesi ile 6. Fıkra eklenerek ikinci ve üçüncü fıkra hükümlerinin 12 Ekim 2004 tarihinden önce yapılmış yapılarla ilgili olarak uygulanmayacağı kabul edilmiş olmakla; 184. Maddede belirtilen suçlardan ceza ancak bu tarihten sonra yapılan binalar nedeniyle verilebilecektir. Binanın 12.10.2004 tarihinden önce yapıldığı ispat edilirse, 184. maddede yazılı suçun işlendiğinden söz edilemeyecektir. 5377 sayılı Kanunun madde gerekçesinde; ülkemizde plansız yapılaşmanın ve ruhsat almadan inşaata başlandığının bir gerçek olduğu ve bunlara müdahalenin sorun yarattığı belirtilmiş, bunun yarattığı sakıncaların giderilmesi için bir geçiş dönemine ihtiyaç duyulduğuna işaret edilmiştir. Bu düşünceyle maddenin ikinci ve üçüncü fıkralarının uygulama alanını daraltmak amacıyla maddeye altıncı fıkra eklendiği açıklanmıştır.

 

İmar Kanunu’nun 31. Maddesine göre inşaatın bitme günü, kullanma izninin verildiği tarihtir.

 

Suçun işlendiği tarihin belirlenmesinde “yapı tatil tutanağı”nın düzenlendiği tarih dikkate alınacaktır.

 

III. Md. 184’ün Yer Bakımından Uygulanma Alanı

 

A. (Yapı ruhsatı alınmadan veya ruhsata aykırı olarak bina yapılması) veya (yapı ruhsatı olmadan başlatılan inşaatlar dolayısıyla kurulan şantiyelere elektrik, su, veya telefon bağlantısı yapılmasına izin verilmesi) eylemlerinin suç oluşturabilmesi, bu binanın  belediye sınırları içinde veya özel imar rejimine tabi yerlerde bulunması gerekir.

 

Belediye sınırı, yetkili mercilerce onaylanıp kesinleştirilen haritada gösterilen sınırdır. Büyükşehir Belediyelerinin sınırları, adını aldıkları büyükşehirlerin belediye sınırlarıdır. 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu’nun geçici 2. maddesinde büyükşehir belediye sınırları olarak, “bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte (23.7.2004); büyükşehir belediye sınırları, İstanbul ve Kocaeli ilinde, il mülki sınırıdır. Diğer büyükşehir belediyelerinde, mevcut valilik binası merkez kabul edilmek ve il mülki sınırları içinde kalmak koşuluyla, nüfusu birmilyona kadar olan büyükşehirlerde yarıçapı yirmi kilometre, nüfusu bir milyondan iki milyona kadar olan büyükşehirlerde yarı çapı otuz kilometre olan dairenin sınırı büyükşehir belediyesinin sınırını oluşturur.”

 

Belediye sınırları dışında (köy ve mezraların) yerleşik alanları içinde veya dışındaki binalar md. 184/1 ve 2 kapsamına girmezler.

 

4. fıkrada geçen “özel rejim” derken, örneğin Organize Sanayi Bölgeleri Kanunu, Turizmi Teşvik Kanunu, Endüstri Bölgeleri kanunu, Serbest Bölgeler Kanunu, Teknoloji Bölgeleri Kanunu, Kıyı Kanunu, Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu, İstanbul Boğaziçi Kanunu gibi Kanunların kapsamındaki yerler anlaşılmalıdır.  Hemen belirtelim ki, Yasa, özel imar rejiminin tanımını yapmamıştır. Zorlama yorumlarla suç oluşturmak, çağdaş ceza siyasetsiyle bağdaştırılamaz.

 

B. Yapı ruhsatı olmadan başlatılan inşaatlar dolayısıyla kurulan şantiyelere elektrik, su veya telefon bağlantısı yapılmasına izin vermek suçu (fıkra 2), ancak belediye sınırları içinde veya özel imar rejimine tabi alanlarda işlenebilir; köy veya mezralar da işlenemez.

 

C. Md. 184/1 ve 2’de açıklanan suçların belediyelerin mücavir alan kapsamındaki yerlerde işlenemez; çünkü bu maddede mücavir alandan söz edilmemektedir. Yorum yoluyla suç oluşturulamaz.

 

D. Yapı kullanma izni alınmamış binalarda herhangi bir sınai faaliyetin icrasına izin vermek suçu, binanın belediye sınırları içinde veya özel imar rejimine tabi olup olmadığına bakılmaksızın işlenebilir.  Yapı kullanma izni alınmamış binalarda herhangi bir sınai faaliyetin icrasına izin verilmesi suçu söz konusu ise, bu yerin belediye sınırları içinde veya dışında olmasının bir önemi bulunmamaktadır.

      

IV. Fail: Yapan/Yaptıran

A. Md. 184/1’in muhatabı, yapı ruhsatı alınmadan veya ruhsata aykırı olarak bina yapan veya yaptıran kişidir. Böylece sadece binayı inşa eden yüklenici, taşeron, usta veya kalfa değil; inşaatın sahibi de bu suçtan dolayı fail olarak sorumlu tutulacaktır. “Yüklenici”, “taşeron”, “usta” ve “kalfa” sözcükleri gerekçede geçmekte, kanun metninde yer almamaktadır. Bizzat kanun koyucu tarafından “yapan” kavramının ne anlama geldiğinin açıklanması gerekirdi. Bu kavramın yüklenici ve taşeronları kapsadığı tartışmasız ise de, hizmet sözleşmesiyle çalışan, yüklenicinin işçisi olan usta ve kalfaların “YAPAN” kabul edilerek cezalandırılması, maddenin düzenleniş gerekçesiyle bağdaşmamaktadır; aksi halde, ameleler de “yapan” olarak kabul edilerek cezalandırılabilirler. Zira, usta, kalfa ve işçiler inşa ettikleri binanın ruhsatı bulunup bulunmadığını ve inşaatın ruhsata uygun olup olmadığını bilebilecek durumda değildirler; bilmeleri gerekli de değildir; üstelik bilmeleri sonucu değiştirmemektedir; onlar çalışırlar ve ücretlerini almaya bakarlar; çoğu zaman da haklarını alamazlar. Uygulayıcının, yorum yoluyla suç ve suçlu yaratmaktan kaçınması gerekir. Yasada adı geçmeyen işçilerin “yapan” görülerek cezalandırılmaları, “suç ve cezanın ancak kanunla konulacağına” ilişkin Anayasanın 38. Maddesine de uygun düşmeyecektir.

B. Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinde arsa sahibi, her durum ve koşulda “yaptıran” olarak görülemez. Arsa sahibi ruhsatsız veya ruhsata aykırı inşaat yapımı için yükleniciye emir ve talimat vermediği, desteklemediği, bilerek ve isteyerek göz yummadığı, kısaca kastının bulunmadığı durumlarda, yaptıran olarak kabul edilmeyecek ve hakkında md. 184/1 uygulanmayacaktır.

C. Yapı denetim kuruluşunun ortakları, yöneticileri, mimar ve mühendisleri, proje müellifi ile laboratuar görevlileri yapı denetimi olan görevlerini ihmal veya kötüye kullandıkları takdirde, TCK. Md. 184 değil, 4708 sayılı Kanunun 9. Maddesinin yollamasıyla, Türk Ceza Kanunu’nun görevi kötüye kullanma ile ilgili hükümlerine göre cezalandırılırlar.

D. Yüklenici hem md. 184/1’de “yapan” olarak suçun faili  ve hem de Yapı Denetimi Hakkında Kanunun 9. Maddesinin yollamasıyla Türk Ceza Kanunu’nun görevi kötüye kullanma suçunun faili olabileceği durumlarda; aynı suçtan dolayı iki kez yargılanma ve cezalandırma olmamasına dikkat edilecektir.

E. İkinci fıkrada geçen, “Yapı ruhsatı olmadan başlatılan inşaatlar dolayısıyla kurulan şantiyelere elektrik, su veya telefon bağlantısı yapılmasına müsaade eden kişi”den, elektrik, su, telefon bağlantısı ile ilgili işlemlerde imza, onay ve kontrol yetkisi olanlar anlaşılacaktır. Yasa, yapı ruhsatı olmadan başlatılan inşaatlar dolayısıyla kurulan şantiyelere elektrik, su, telefon dışında, doğalgaz ve benzeri her türlü alt yapı hizmetinin yapılmasına izin verenleri cezalandırmadığı gibi; eylemli olarak söz konusu bağlantıları yapanları da yaptırım dışında tutmuştur.

      

Yasa tasarısında yer almasına karşın, yasa koyucu, yapı kullanma izni alınmamış binalara elektrik, su, telefon veya gaz bağlantısı yapan veya bu hizmetlerden yararlanılmasına izin veren kişiyi madde kapsamına almamıştır. Böylece yapı kullanma izni alınmamış binalara alt yapı hizmeti götürmek suç olmaktan çıkarılmıştır.

 

F. Yapı kullanma izni alınmamış binalarda herhangi bir sınai faaliyetin icrasına izin veren kişi de bir başka faildir. Yasa maddesi, sadece, sınai faaliyetin icrasını yasaklamaktadır. Burada anahtar sözcük, yapı kullanma iznidir. Yapı kullanma izni alınmamış yapılar için düzenleme getirilmiş, yapı kullanma izni alınmış yapıların kullanma amacı dışında kullanılması konusunda bir açıklık bulunmamaktadır. Yapı kullanma izni alınmış binalarda kullanma amacına aykırı faaliyette bulunanların ve bu faaliyete izin verenlerin de madde kapsamında bulunması gerekirdi.

 

G. Maddeye etkinlik kazandırmak bakımından, yasa koyucunun, yapı ruhsatı alınmadan veya ruhsata aykırı olarak yapılmış binalardan bağımsız bölüm satın alanlar ile yapı ruhsatı alınmadan veya ruhsata aykırı olarak bina yapılmasına göz yuman kişileri de madde kapsamına almasının yararlı olacağı görüşündeyiz.

V. Suçun Konusu

A.Yapı Değil Bina: Md. 184/I’in açık anlamına göre, kirlilik yapı için değil bina için aranmaktadır. Henüz bina haline gelmemiş yapılar[1] için md. 184/I uygulanmayacaktır. Örneğin henüz temel veya hafriyat aşamasındaki veya üstü örtülmemiş yapılar bina sayılamayacağından, ancak suça teşebbüs nedeniyle ceza verilebilecektir.

B. Ruhsatsız veya Ruhsata Aykırı Bina

Maddede geçen ve konumuzla yakından ilgili olan, yapı, bina, belediye sınırı, mücavir alan gibi kavramlar (İmar K. md. 5) ile yapı ruhsatı (İmar K. md. 21), ruhsat alınma koşulları (İmar K. md. 22), ruhsata tabi olmayan yapılar ve uyacakları esaslar (İmar K. md. 27), ruhsatın süresi (İmar K. md. 29), yapı kullanma izni (İmar K. md. 30), kullanma izni alınmamış yapılar (İmar K. md. 31), ruhsatsız veya ruhsat ve eklerine aykırı olarak yapılan yapılar (İmar K. md.32) gibi konuların İmar Kanunu ve Yönetmeliğinde açıklandığı gibi anlaşılması gerekir.

İmar Kanunu md. 21 gereğince, kural olarak bütün yapılar için md. 26’da belirtilen istisnalar dışında belediye veya valiliklerden yapı ruhsatı alınması zorunludur. Aynı Kanun’un 32. Maddesi hükmü uyarınca da ruhsat alınmadan yapılabilecek yapılar hariç, yapı ruhsatı alınmadan veya ruhsat ve eklerine aykırı yapı yapılması durumunda ilgili idarece yapı mühürlenerek inşaat derhal durdurulur. Ruhsata aykırı veya ruhsatsız yapılan bina, yasal duruma getirilmez veya getirilmesi olanaksız ise yetkili idarece yıktırılır ve giderleri yapı sahibinden alınır. Ayrıca, İmar Kanunu’nun 42. Maddesi hükmü gereğince de “ceza yaptırımı” uygulanır. İmar Kanunu’nun 27. Maddesi hükmünde öngörüldüğü üzere belediye ve mücavir alanlar dışında köy nüfusuna kayıtlı ve köyde sürekli oturanların, köy yerleşik alanların ve civarında ve mezralar da yaptıracağı konut, hayvancılık veya tarımsal amaçlı yapılar için inşaat ve iskan ruhsatı aranmaz ise de; yapının fen ve sağlık kurallarına uygun olması ve muhtarlıktan izin alınması gerekir. İmar Yasası’nın belirtilen hükümlerine aykırı yapılan yapılar “yasal yapı” sayılmaz. Yapı ruhsatı alınmadan ya da İmar Kanunu’nun 27. Maddesi hükmünde öngörülen koşullar oluşmadan yapılan yapı “kaçak yapı” sayılır.

Ruhsatın tanımı, binanın ruhsata tabi olup olmadığı, ruhsata aykırılık gibi kavramlar İmar Kanunu ve Yönetmeliğine göre tanımlanacaktır. Örneğin binaların taşıyıcı unsurlarını etkileyen ve/veya inşaat alanını ve ruhsatın eki kabul edilen projeleri değiştiren işlemlere “esaslı değişiklik” denilmiş ve bunlar ruhsata tabi tutulmuştur. Buna karşılık, binalarda derz, iç ve dış sıva, boya, badana, oluk, dere, doğrama, döşeme ve tavan kaplamaları, elektrik ve sıhhi tesisat tamirleri ile çatı onarımı ve kiremit aktarılması gibi işlemler basit onarım ve değişiklik olup ruhsata tabi değildir. Kanun’un bu tanımında geçen iş ve işlemler sınırlı ve sayılı değildir; benzeri durumlar da “basit değişiklik ve onarım” kapsamında değerlendirilebilir. Örneğin, brüt inşaat alanını arttırmayan, kullanım amacını ve cephe görünümünü değiştirmeyen iş ve işlemler de bu kapsamda değerlendirilebilir. Ölçü, yalnız tamir ve tadilatın basit olup olmaması değil, mevzuatın hangi iş ve işlemin ruhsatı gerektirmediği konusunda getirdiği düzenlemedir. Belediyeler Tip Yönetmeliği md. 63’te,  basit onarım ve değişiklik dışında kalan, korkuluk, pergole ve benzeri yapımlar ile bölme duvarı, bahçe duvarı, duvar kaplamaları, baca, saçak ve benzeri elemanlarının onarımı için ruhsat alınmasına gerek olmadığını düzenlemektedir.

 

İmar Kanunu ve Yönetmeliği gömme balkonların camekanla kapatılması için inşaat ruhsatı alınmasını öngörmediği gibi, işin niteliği de bunu zorunlu kılmamaktadır. Nitekim Danıştay’a göre; “gömme balkonun kapatılması suretiyle taban alanı dışında yeni ve fazladan bir alan kazanılmadığı, çekme mesafesinin ihlal edilmesinin söz konusu olmadığı, tadilatın taşıyıcı unsurları etkilemediği, cephe görünümünde meydana gelen değişikliğin ise ruhsat gerektirmediği anlaşıldığından, anılan tadilatın yıktırılmasına ve para cezası verilmesine ilişkin işlemde hukuka uyarlık bulunmamaktadır” (Danıştay 6. Daire, 18.2.2005, 4166/977). Bunun doğal sonucu olarak, camekanla gömme balkonların kapatılması imar kirliliğine neden olma suçunu oluşturmaz.

 

 

VI. Verilecek Cezalar

A. Yapı ruhsatı alınmadan veya ruhsata aykırı olarak bina yapan veya yaptıran kişiler ile  yapı ruhsatı olmadan başlatılan inşaatlar dolayısıyla kurulan şantiyelere elektrik, su veya telefon bağlantısı yapılmasına izin veren kişiler  bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

B. Yapı kullanma izni alınmamış binalarda herhangi bir sınai faaliyetin icrasına müsaade eden kişi iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

C. Kişinin, ruhsatsız ya da ruhsata aykırı olarak yaptığı veya yaptırdığı binayı imar planına ve ruhsatına uygun hale getirmesi halinde, bir ve ikinci fıkra hükümleri gereğince kamu davası açılmaz, açılmış olan kamu davası düşer, mahkum olunan ceza bütün sonuçlarıyla ortadan kalkar.

Yargı Kararlarından Örnek Verelim

 

3194 sayılı İmar Kanunu'nun 1, 2, 21. maddeleri ile "Belediye ve Mücavir Alan Sınırları İçinde ve Dışında Planı Bulunmayan Alanlarda Uygulanacak İmar Yönetmeliği" hükümlerine göre, imar planı bulunmayan alanlarda da bina yapılması için merciinden yapı ruhsatı alınmasının zorunlu olduğu ve İmar Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca, mücavir alanların imar mevzuatı bakımından belediyelerin yetki, denetim ve sorumluluğu altında bulunduğu gözetilmeden, sanığın ruhsatsız bina yapmak suretiyle imar kirliliğine neden olma suçundan hükümlülüğü yerine, binanın belediye mücavir alan sınırları içinde kaldığı ve imar planı bulunmadığı biçimindeki yasal olmayan gerekçe ile beraatine karar verilmesi yasaya aykırıdır (4. CD. 1.12.2008, 4245/21361).

 

 

TCY.nın 184/1.maddesinde "yapı ruhsatiyesi alınmadan veya ruhsata aykırı olarak bina yapan ve yaptıran" kişilerin cezalandırılması öngörülmüş olup, İmar Yasası'nın 5.maddesinde de bina kavramının tarifi "Bina; kendi başına kullanılabilen, üstü örtülü ve insanların içine girebilecekleri ve insanların oturma, çalışma, eğlenme ve dinlemelerine veya ibadet etmelerine yarayan, hayvanların ve eşyaların korunmasına yarayan yapılardır" şeklinde açıklanmıştır. Somut olayda, 18.04.2005 tarihli yapı tespit ve tatil tutanağında "zemin+1 normal kat üzerine 64 m2 ebadında 2.normal katın kaba inşaatının tamamlandığı, çatısının kaplandığının" belirtildiği, sanığın soruşturma evresindeki ifadesinde "2005 yılında, evinin üstünde bir kat daha yapıp, üzerini çatı ile kapattığını" söylemesi ve bilirkişi raporunda da "tutanak tarihinden sonra davaya konu teras katın sıvası yapılıp, pencerelerinin takıldığı, teras katın 2005 yılı mart-nisan aylarında yapıldığının" açıklanması karşısında, davaya konu teras katın "bina" niteliğinde ve yapımının ruhsata tabi olduğu gözetilmeden ve bu hususlar tartışılıp reddedilmeden, yasal olmayan gerekçeyle beraat kararı verilmesi yasaya aykırıdır (4. CD. 8.2.2010, 7912/1544).

 

 

5237 sayılı TCY.nın 184.maddesinin 12.10.2004 tarihinde yürürlüğe girmiş olması, sanık tarafından ruhsatsız olarak yapılan inşaatta, zemin ve 1.katlar kullanır halde 2.katın ise kolonları dikili, tuğla duvarlarının kısmen örülü olduğunun 14.4.2005 tarihinde tespit edilmiş olması karşısında, tutanak düzenleyicilerinin yöntemince dinlenerek tutanağın düzenlenmesi sırasında sanığın fiilen inşaata devam edip etmediği hususunda görgülerinin sorulması, bilirkişiye inşaatın yapım tarihinin duraksamaya yer bırakmayacak biçimde tespitine yönelik teknik verilerin açıklattırılması ve tüm kanıtlar birlikte değerlendirerek sonucuna göre karar verilmesi gerekir (4. CD. 5.4.2010, 10054/5938).

 

TCY.nın 184/1.maddesinde "yapı ruhsatiyesi alınmadan veya ruhsata aykırı olarak bina yapan ve yaptıran" kişilerin cezalandırılması öngörülmüş olup, İmar Yasası'nm 5.maddesinde de bina kavramının tarifi "Bina; kendi başına kullanılabilen, üstü örtülü ve insanların içine girebilecekleri ve insanların oturma, çalışma, eğlenme ve dinlemelerine veya ibadet etmelerine yarayan, hayvanların ve eşyaların korunmasına yarayan yapılardır" şeklinde açıklanmıştır. Somut olayda, 06.10.2005 tarihli yapı tespit ve tatil tutanağında "...binanın 2.ve 3.katının kaba inşaat halinde tespit edildiğinin" belirtilmesi ve bilirkişi raporunda da "tutanak tarihinden sonra davaya konu katların iç alçı sıvalarının yapılıp, tesviye betonlarının atıldığı,oda yapılarak,teras döşemenin seramik ile kaplandığının" açıklanması karşısında, inşaatın  "bina" niteliğinde ve yapımının ruhsata tabi olduğu gözetilmeden, "inşaatın bina tarifine uymadığından " bahisle yerinde görülmeyen gerekçe ile beraat kararı verilmesi yasaya aykırıdır (4. Ceza Dairesi, 8.6.2010, 14021/11140).

 

TCY.nın 184/1.maddesinde "yapı ruhsatiyesi alınmadan veya ruhsata aykırı olarak bina yapan ve yaptıran" kişilerin cezalandırılması öngörülmüş olup, İmar Yasasının 5.maddesinde de bina kavramının tarifi "Bina: kendi başına kullanılabilen, üstü örtülü ve insanların içine girebilecekleri ve insanların oturma, çalışma, eğlenme ve dinlenmelerine veya ibadet etmelerine yarayan hayvanların ve eşyaların korunmasına yarayan yapılardır" şeklinde açıklanmıştır. Somut olaya göre, 17.03.2005 tarihli yapı tespit ve tatil tutanağında "1.Bodrum kattaki 3 nolu daireye bitişik 1.50x3.50 m. ebadındaki aydınlığın 3.nolu daireye önceki tarihlerde katılmış olduğu ve mühür altına alındığının" belirtildiği, sanığın "tutanak tarihinden yaklaşık 2 ay kadar önce suça konu yeri mutfağa dahil ettim" şeklindeki söylemi karşısında, davaya konu yerin niteliğinin ve yapımının ruhsata tabi olup olmadığının tutanak tanıkları dinlenerek ve mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi yapılarak tartışıldıktan sonra, sanığın hukuksal durumunun belirlenmesi gerekir (4. Ceza Dairesi, 15.6.2010, 15252/11766).

 

Sanık tarafından ruhsatsız olarak yapılan zemin kat ve birinci katın kaba inşaatının bitmiş, kapı ve pencerelerinin ise takılmamış olduğunun belirlenmiş bulunması ve yargılama sırasında yapılan keşif sonucu zemin katın işyeri olarak, birinci katın da mesken olarak kullanılmaya başlandığının anlaşılması karşısında, 5237 sayılı TCY'nin 184. maddesinin yürürlük tarihi olan 12.10.2004 tarihinden önce tamamlanıp bitirilmiş bir yapıdan söz edilemeyeceği ve eylemin temadi eden niteliğine göre hukuki kesinti gerçekleşinceye kadar devam eden yapım işlerinin suçu oluşturacağı gözetilerek tutanak düzenleyiciler ile komşu binalarda oturanların kamu tanığı olarak yöntemince dinlenerek tutanağın düzenlenmesi sırasında sanığın fiilen inşaata devam edip etmediği hususunda görgülerinin sorulması, inşaatın yapım tarihinin tespitine yönelik teknik veriler bilirkişiye açıklattırılıp, tüm kanıtlar birlikte değerlen-dirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekir (4. CD. 30.3.2010, 8677/5610).


[1]  İmar Kanunu uygulamasında “yapı” ve “bina” kavramları aynı anlama gelmemektedir. Yapı kavramı bina kavramını da kapsamaktadır. İmar Kanunu “yapı” ve “bina”yı şöyle tanımlamıştır:  (Yapı; karada ve suda, daimi veya muvakkat, resmi ve hususi yeraltı ve yer üstü inşaatı ile bunların ilave, değişiklik ve tamirlerini içine alan sabit ve müteharrik tesislerdir. Bina; kendi başına kullanılabilen, üstü örtülü ve insanların içine girebilecekleri ve insanların oturma, çalışma, eğlenme veya dinlenmelerine veya ibadet etmelerine yarayan, hayvanların ve eşyaların korunmasına yarayan yapılardır). Bu tanımlara göre, her bina bir yapıdır, ama her yapı bir bina değildir. Örneğin, bahçe, istinat duvarı, yüzme havuzu, iskele, gösteri çadırı, köprü, tünel, yol, telefon ve elektrik tesis ve direkleri, kanalizasyon, gaz, su ve benzeri yer üstünde ve yer altında yapılan tesisler, toprak doldurmalar, kazılar, sergi ve kamping yerleri, yer altında yapay olarak açılan boşluklar gibi tesisler yapı oldukları halde bina değildirler.

24.02.2018 Cumartesi

Hemen ücretsiz ilan verin, kısa sürede alıcı bulun.

Ücretsiz İlan Ver!

Hemen
İlan Başvurunuzu
Yapın.

Danışmanlarımız
Başvurunuzu
İncelesin.

İlanınız
Tüm Ağımızda
Ücretsiz Yayınlansın!

İlanlarımız hakkında daha detaylı bilgi almak için, Hemen Arayın! (0312) 252 14 15

Copyright © 2016. Her Hakkı Saklıdır.